Delghec MAG

"Ben düşündüklerimi sevdiklerime olduğu gibi söylerim. Aynı zamanda lüzumlu olmayan bir sırrı kalbimde taşımak iktidarında olmayan bir adamım."

K.ATATÜRK

BANGKOK - DUSK TO DAWN from Florian Böhm on Vimeo.

Sömestre tatili süresince ziyaret etme fırsatı bulduğum Tayland üzerine sıcağı sıcağına yazmak istiyorum. Aramızda gidecek olanlar vardır, gitmeyi düşünenler vardır, fikrimiz olsun.

İstanbul’dan Singapur Havayollarıyla Singapur’a süren 10,5 saatlik yolculuğun ardından yaklaşık 2 saatlik Singapur-Bangkok uçuşuyla Bangkok’a ulaştım. Bu bilgiyi vermemin nedeni Singapur Havayollarını övecek derecede memnun kalmam. Uzun uçuş süresi boyunca bitmek bilmeyen ikramları ve kabin ekibinin taze kalan enerjisi ile değişmeyen içten gülümsemeleri 1 saatlik Antalya-İstanbul uçuşundaki suratsız hosteslerimizin sabahın köründe siz de nereden geldiniz tavırlarını unutturarak bu işin nasıl yapılması gerektiğini bana öğretmiş oldu. Ne diyeyim, sanki bizim hosteslerin her biri iktidarsız kocaya sahip gibi ya da zorla işe koşturulan isyankar fahişeler gibi bir memnuniyetsizlik içinde işlerini yapıyorlar. Belirtmeden geçmek istemedim.

Başkent Bangkok 12 milyonluk nüfusuyla delta ovasına kurulmuş kanallarla örülü bir şehir. Bir bakıma tezatlıklar şehri, en fakir ve en zenginin bir arada olduğu bir bölge. Köhne apartmanların arasından bir anda yükselen gökdelenler, üzerinde “Long live the King” yazılı pembe taksileri, motosiklet bolluğu aklıma gelen ilk objeler. Long live the King demişken söyleyeyim krallığın hâlâ geçerli olduğu sembolik düzeyde kalmadığı bir ülke Tayland, neredeyse bütün kurumların girişlerinde Kral’ın resimlerinin bulunduğu taklar mevcut.

30 milyar dolar servete sahip Kral hakkında eleştiri yasak, öyle ki geçtiğimiz dönemde blogunda Kral hakkında olumsuz yorumlar yapan bir Amerikalı mahkum edilmiş. Caddelerde yürürken dikkatinizi çekecek öğelerden biri bütün elektrik, telefon vs. kablolarının yer üzerinden direkler boyunca salkım saçak uzanması. Toprağı kazar kazmaz su çıkması altyapı maliyetlerini katlayarak kabloların yeraltından ilerlemesine imkan vermiyor. 

Bütün sebep sıcak ve nemli havası mıdır bilinmez ama bir gerçek var ki Tayland insanının tembel ve fazlasıyla vurdumduymaz olduğu. Çalışkan oldukları bir konu varsa o da tatil yaratmak. Öyle ki yılda yaklaşık 40 gün resmi tatilleri var. Yılda 3 defa yılbaşını kutlayan bir ülkeden bahsediyoruz, diyelim ki Çin yılbaşısı Pazar gününe denk geldi bu günü pazartesiye alıp pazartesiyi tatil eden bir ülke burası…

Sıradan bir evden tutun şaşaalı gökdelenlerinin önüne kadar minyatür bir tapınak gibi gözüken ruh evleri göze çarpıyor. İnanışına göre Thailer, atalarının ruhları onları rahatsız etmesin diye bu ruh evlerine her gün taze yiyecek içecek koyuyorlar, ruhlar eve girip rahatsız etmeden bu yiyecek ve içecekleri tüketip gidiyorlar.

Geçim kaynakları nedir derseniz en başta turizm geliyor; turistler onlar için değerli, saygı ve hizmette sınır yok. Ülkenin seks turizmi cenneti olması onlar için pek yadırganacak bir durum değil, turist gelmezse ülke aç kalacak gibi bir durum söz konusu.

Dikkatimi çeken en ilginç şeylerden birisi de zengin fakir herkesin akşamları dışarıda yemek yiyor olması. Malzemeleri alıp evde akşam yemeği hazırlamak daha maliyetli. Akşam olunca bütün şehri yemek kokuları sarıyor, biz zeytinyağı insanları olarak ortaya çıkan palmiye yağı kokuları iştah açıcı olmasa da midesi geniş olanlar için beslenmede sıkıntı yok. Beni sorarsanız “jet lag”i üzerimden bir saatlik uykuyla atmaya çalışıp şehire kısa bir gezinti için çıktığımda karşılaştığım manzara korku filmi gibiydi; burnuma gelen kokular, ipe sallandırılmış ne olduğunu anlayamadığım etler içimi dalga dalga yapmış bütün iştahımı kapatmıştı. Akşam gördüğüm o trafikten bahsetmemek mümkün değil, Bangkok trafiği, İstanbul trafiğinin 3 ile çarpılmış hali. Yüzölçümü İstanbul’a göre çok daha küçük olan 12 milyonluk bir şehrin yollarında kırmızı ışıklar 8-12 dakika boyunca yanarsa ortaya çıkacak sıkışıklığı tahmin etmek pek de zor olmasa gerek.

Gelelim Hangover 2 misali sahnelere. Pat-Pong gece pazarının kurulduğu sokağın ortası çakma malların satıldığı tezgahlar ile dolu, tezgahlar boyunca sağlı sollu barlar var. Üzerinizde bir cinsel açlık mevcut ve bu tür şeylere fazlasıyla meraklı iseniz bir süreliğine merağınızı bastırmanızı tavsiye eder gözünüze iliştirilen şov listesindeki fiyatlara kanmamanızı temenni ederim, çünkü bu barlar bizdeki gazino mantığıyla çalışan yerler, 2 bira için 8000 baht (yaklaşık 400 TL) ödemek istemezsiniz. İçerideki manzara, bar önünden geçerken görebileceğiniz striptiz barında iç çamaşırıyla dans eden bir yığın hatunun müşteri beklediği bir ortam. Bu sokağa paralel sokaklarda görecekleriniz hayal etmekte zorlanacağınız türden: Genişçe bir sokak boyunca otobüs düzeni taburelere oturmuş öbek öbek onlarca değil yüzlerce, müşteri bekleyen kadınlar… Kiminin başında pezevenkleri de var, satışa hazır bekliyorlar, cebiniz dolgunsa isterseniz 10’unu birden götürebilirsiniz, demem o ki tam bir et pazarı… Somaly Mam’in “Yitik Masumiyet” adlı kitabında yazılanlardan haberdar olunca kızların yüzündeki donukluğun nedenini tahmin etmek zor olmuyor. Bölgeyi biraz daha gezince sadece gay ve ladyboy’ların olduğu sokakları göreceksiniz. 60-70 yaşlarındaki emekli Alman amcalar ellerinde biralarıyla Thai oğlanlarıyla hasbihal yapıyorlar. Burada önde yaşlı bir Alman veya Amerikalı arkada bir oğlan veya yanında genç ve güzel bir kadın yürürken görmek çok sıradan. Açıkçası durumu biraz da anlatılabilir bir düzeyde anlatıyorum, insanlık adına trajik bir atmosfer mevcut esasında. Fazla detaya girip mideleri kaldırmak istemiyorum…

Bangkok ile ilgili belirtmek istediğim bir husus da orada burada gördüğünüz Thai masaj, body masaj vs. yerlere gitmenizi pek tavsiye etmem çünkü Bangkok’daki yerler para tuzağı, masajın esas yeri Pattaya.

Pattaya seks turizminin zirve yaptığı bir tatil şehri. Vietnam savaşı sırasında Amerikan askerlerinin dinlenme amaçlı kullandığı bu yerde savaş süresince askerlere yönelik restaurant ve barlar açılmış, fuhuş başlamış. Pattaya’yı çok seven Amerikan askerleri savaşdan sonra da bölgeye gelmeye devam etmişler. Pattaya bugünkü ününü böyle kazanmış. Tayland’ın kuzey-doğusundaki çorak topraklarda yaşayan köylerde doğan kızlar, çalışmak için Pattaya’ya akın ediyor. Tayland’ın kuzey-doğusu öylesine fakir ve çaresizki burada kız doğuran anneler geçim kaynağı olacağından kızı olduğu için seviniyor.

Şehir bizdeki tatil beldelerini andırıyor. Şehir içinde ulaşım, arkasına iki sıra yapılmış pick-up larla 10 baht’a sağlanıyor. Pattaya genel olarak birinci, ikinci cadde ve Walking Street’den ibaret. Birinci cadde sahile paralel ilerleyen restaurant bar ve otellerin sıralandığı Walking Street ile sonlanan cadde, ikinci cadde de aynı niteliğe sahip, birinci caddeye paralel. Walking Street ise araç trafiğine kapalı, çalışanlarının tamamıyla kadın olduğu sağlı sollu bar ve diskoların bulunduğu, adım başı fahişelerin müşteri beklediği yoğunluğuyla İstiklal caddesini aratmayan bir sokak. Buraya seks amaçlı gelenlere tavsiyem sahil boyundaki kadınlardan uzak durmaları. Benim gibi genç bir erkek olarak oraya gittiyseniz kızların önünüzü kesip kolunuzdan tutup çevirme olasılığı bir hayli yüksek, garibanlar ne yapsın günü genç biriyle kapatmak isteyecekler elbette. Walking Street’de gidilebilir bar, disko olarak tavsiyem aynı isimli Walking Street, Mixx ve Lucifer. Söylemekte fayda var, Taylandlıların güzelliği çekik gözlülere hiç ilgisi olmayanların dahi ilgisini fazlasıyla kabartacak cinsten. Çin, Japon ve diğer sarı ırk üyelerine aşinalığımı da göz önünde bulundurursak güzellik konusunda favorim Thai ler, bilhassa Çin kökenli olan Thai Chinese’ler… Genel bir uyarı da yapmak isterim Türkiye’den ilk olarak Pattaya’ya gidenler sonrasında Tayland içinde her yeri Pattaya gibi zannetmesin. Bu bataklığın dışında kalan gerçek Thailer son derece gelenekçi, aile bağları çok sıkı insanlar.

Dünyaya gelmişiz bir kere, gidin görün derim, oldukça farklı bir deneyim olur. Viyana’nın klaslığını her yerde arayanlar için elbette tavsiye etmem. Biraz hoşgörü ve geniş bir mideyle görecekleriniz fazlasıyla farklı bir kültür ve yaşam tarzı…

  1. delghec bunu gönderdi